Kur'an Öğretmenim Uygulamayı Aç

Giriş › Kur'ân-ı Kerîm › Mürselât Sûresi

77. sûre · Mekke · 50 âyet-i kerîme · Mushaf 580–581. sayfa

Mürselât Sûresi

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1s. 580

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

2s. 580

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

3s. 580

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

4s. 580

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

5s. 580

فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

6s. 580

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

7s. 580

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

8s. 580

فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ

Yıldızların ışığı giderildiği zaman

9s. 580

وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ

Gök yarıldığı zaman

10s. 580

وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman

11s. 580

وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman

12s. 580

لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

Bu, hangi güne bırakılmıştı

13s. 580

لِيَوْمِ الْفَصْلِ

Hüküm gününe bırakılmıştı

14s. 580

وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin

15s. 580

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

16s. 580

أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

17s. 580

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

18s. 580

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ

Suçlulara böyle yaparız

19s. 580

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün, yalanlamış olanların vay haline

20s. 581

أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَاءٍ مَهِينٍ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

21s. 581

فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَكِينٍ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

22s. 581

إِلَىٰ قَدَرٍ مَعْلُومٍ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

23s. 581

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz

24s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

25s. 581

أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

26s. 581

أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

27s. 581

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَأَسْقَيْنَاكُمْ مَاءً فُرَاتًا

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi

28s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların vay o gün haline

29s. 581

انْطَلِقُوا إِلَىٰ مَا كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin

30s. 581

انْطَلِقُوا إِلَىٰ ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

31s. 581

لَا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

32s. 581

إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

33s. 581

كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

34s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

35s. 581

هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَ

Bu, onların konuşamayacakları gündür

36s. 581

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler

37s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

38s. 581

هَٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ

Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür

39s. 581

فَإِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun

40s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

41s. 581

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar

42s. 581

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar

43s. 581

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz

44s. 581

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz

45s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

46s. 581

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız

47s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

48s. 581

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar

49s. 581

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

50s. 581

فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar