Kur'an Öğretmenim Uygulamayı Aç

Giriş › Kur'ân-ı Kerîm › Mutaffifîn Sûresi

83. sûre · Mekke · 36 âyet-i kerîme · Mushaf 587–589. sayfa

Mutaffifîn Sûresi

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1s. 587

وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

2s. 587

الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

3s. 587

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline

4s. 587

أَلَا يَظُنُّ أُولَٰئِكَ أَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَ

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

5s. 587

لِيَوْمٍ عَظِيمٍ

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı

6s. 587

يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ

O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar

7s. 588

كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ

Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır

8s. 588

وَمَا أَدْرَاكَ مَا سِجِّينٌ

Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin

9s. 588

كِتَابٌ مَرْقُومٌ

O, yazılmış bir kitaptır

10s. 588

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlayanların o gün vay haline

11s. 588

الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ

Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır

12s. 588

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz

13s. 588

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der

14s. 588

كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir

15s. 588

كَلَّا إِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ

Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır

16s. 588

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُو الْجَحِيمِ

Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir

17s. 588

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ

Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir

18s. 588

كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ

Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır

19s. 588

وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ

O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin

20s. 588

كِتَابٌ مَرْقُومٌ

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır

21s. 588

يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır

22s. 588

إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler

23s. 588

عَلَى الْأَرَائِكِ يَنْظُرُونَ

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler

24s. 588

تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ

Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın

25s. 588

يُسْقَوْنَ مِنْ رَحِيقٍ مَخْتُومٍ

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar

26s. 588

خِتَامُهُ مِسْكٌ ۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar

27s. 588

وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْنِيمٍ

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır

28s. 588

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır

29s. 588

إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ

Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi

30s. 588

وَإِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ

Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı

31s. 588

وَإِذَا انْقَلَبُوا إِلَىٰ أَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهِينَ

Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi

32s. 588

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوا إِنَّ هَٰؤُلَاءِ لَضَالُّونَ

İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi

33s. 588

وَمَا أُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظِينَ

Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi

34s. 588

فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ

Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler

35s. 589

عَلَى الْأَرَائِكِ يَنْظُرُونَ

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler

36s. 589

هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler