Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 22. MEKTUP6 BEYİT

Aynanın Sırrı

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -ân · Redif yok

Yazı boyutu

Bir avuç toprakta gizlenmiş, bulunmaz bir cihân.

Aynanın sırrında parlar sûretinden bir nişân.

Câmı sırsız tut; bakarsın, gördüğün hep ardıdır;

Sır tutan bir câmda çok yüz, çok bakış olmuş ayân.

Tenle rûhun birliğinden hayra yol bulsun adım;

Rûh asıldan yüz çevirmiş; varsa bin mülk, hep ziyân.

Nefs uyansın, hırsı sönsün; tenle rûhun birleşir.

Hakk'a dön, ten bir emânet; her uzuv bulsun da cân.

Gördüğün nûr halka insin, merhem olsun bir ele;

Halka dön, bir derde koş sen; işte kalbin tercümân.

Ey Rauf, halk içre hizmet; kalbde zikrin dinmesin.

Zikr ü hizmet birleşirken kalbde doğsun bir emân.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Bir avuç toprakta gizlenmiş, bulunmaz bir cihân.

Fâilâtünbir · a · vuç · top— ⏑ — —
Fâilâtünrak · ta · giz · len— ⏑ — —
Fâilâtünmiş · bu · lun · maz— ⏑ — —
Fâilünbir · ci · hân— ⏑ —

02Aynanın sırrında parlar sûretinden bir nişân.

Fâilâtünay · na · nın · sır— ⏑ — —
Fâilâtünrın · da · par · lar— ⏑ — —
Fâilâtünsû · re · tin · den— ⏑ — —
Fâilünbir · ni · şân— ⏑ —

03Câmı sırsız tut; bakarsın, gördüğün hep ardıdır;

Fâilâtüncâ · mı · sır · sız— ⏑ — —
Fâilâtüntut · ba · kar · sın— ⏑ — —
Fâilâtüngör · dü · ğün · hep— ⏑ — —
Fâilünar · dı · dır— ⏑ —

04Sır tutan bir câmda çok yüz, çok bakış olmuş ayân.

Fâilâtünsır · tu · tan · bir— ⏑ — —
Fâilâtüncâm · da · çok · yüz— ⏑ — —
Fâilâtünçok · ba · kış · ol— ⏑ — —
Fâilünmuş · a · yân— ⏑ —

05Tenle rûhun birliğinden hayra yol bulsun adım;

Fâilâtünten · le · rû · hun— ⏑ — —
Fâilâtünbir · li · ğin · den— ⏑ — —
Fâilâtünhay · ra · yol · bul— ⏑ — —
Fâilünsun · a · dım— ⏑ —

06Rûh asıldan yüz çevirmiş; varsa bin mülk, hep ziyân.

Fâilâtünrûh · a · sıl · dan— ⏑ — —
Fâilâtünyüz · çe · vir · miş— ⏑ — —
Fâilâtünvar · sa · bin · mülk— ⏑ — —
Fâilünhep · zi · yân— ⏑ —

07Nefs uyansın, hırsı sönsün; tenle rûhun birleşir.

Fâilâtünnefs · u · yan · sın— ⏑ — —
Fâilâtünhır · sı · sön · sün— ⏑ — —
Fâilâtünten · le · rû · hun— ⏑ — —
Fâilünbir · le · şir— ⏑ —

08Hakk'a dön, ten bir emânet; her uzuv bulsun da cân.

Fâilâtünhak · ka · dön · ten— ⏑ — —
Fâilâtünbir · e · mâ · net— ⏑ — —
Fâilâtünher · u · zuv · bul— ⏑ — —
Fâilünsun · da · cân— ⏑ —

09Gördüğün nûr halka insin, merhem olsun bir ele;

Fâilâtüngör · dü · ğün · nûr— ⏑ — —
Fâilâtünhal · ka · in · sin— ⏑ — —
Fâilâtünmer · he · mol · sun— ⏑ — —
Fâilünbir · e · le— ⏑ —

Ulama: merhem‿olsun · Son açık hece, mısra sonunda uzun.

10Halka dön, bir derde koş sen; işte kalbin tercümân.

Fâilâtünhal · ka · dön · bir— ⏑ — —
Fâilâtünder · de · koş · sen— ⏑ — —
Fâilâtüniş · te · kal · bin— ⏑ — —
Fâilünter · cü · mân— ⏑ —

11Ey Rauf, halk içre hizmet; kalbde zikrin dinmesin.

Fâilâtüney · ra · ûf · halk— ⏑ — —
Fâilâtüniç · re · hiz · met— ⏑ — —
Fâilâtünkalb · de · zik · rin— ⏑ — —
Fâilündin · me · sin— ⏑ —

12Zikr ü hizmet birleşirken kalbde doğsun bir emân.

Fâilâtünzikr · ü · hiz · met— ⏑ — —
Fâilâtünbir · le · şir · ken— ⏑ — —
Fâilâtünkalb · de · doğ · sun— ⏑ — —
Fâilünbir · e · mân— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 7
câm
cam
ayân
açıkça görünen
emân
güven, esenlik
sûret
görünüş, biçim
nân
ekmek
halk
yaratma; âlem-i halk, yaratılışın maddî yönü
zikr
zikir; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

Ruh–beden terbiyesi; içten aydınlanıp halka hizmet.

“Sır”, hem aynanın arkasındaki yansıtıcı tabakayı hem gizli mânayı çağrıştırır. Şiir bedeni kötülemez; ruh ile bedenin terbiyede birlikte değerlendirilmesini, ardından hizmete dönülmesini anlatır.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 22. mektup; s. 38. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç