Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 29. MEKTUP7 BEYİT

Önce Temel

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -ân · Redif olur

Yazı boyutu

Farzı tut; her işte âdâb, kalbe bir mîzân olur.

Farzı ihmâl eylesen, bin tatlı zevk hüsrân olur.

Bir küçük pay farz zekâtın, dağca altundan büyük;

Hakkı ver; âdâb gözet, yaptıkların ihsân olur.

Yatsının vaktinde farz var; kıl, seherden al nasîb;

Farzı aksatmışsa bir zevk, kıldığın noksân olur.

Uykusuzluk fecri çalmış; “zevki buldum” sanma hiç;

Zevki maksat tutmak, elbet farz için nisyân olur.

Bir su abdestten süzülmüş; içme ondan, ey gönül.

Düşle hükmetmek, delilsiz sözde bir bühtân olur.

Secde ancak Hakk'adır; bir kul için eğmek neden?

Pîre secden sünnet olmaz; sonda bir isyân olur.

Ey Rauf, fıkh ehli söyler; öğrenip tatbîke geç;

Emri bil; ahkâmı tutmak, kalbe bir irfân olur.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Farzı tut; her işte âdâb, kalbe bir mîzân olur.

Fâilâtünfar · zı · tut · her— ⏑ — —
Fâilâtüniş · te · â · dâb— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · bir · mî— ⏑ — —
Fâilünzân · o · lur— ⏑ —

02Farzı ihmâl eylesen, bin tatlı zevk hüsrân olur.

Fâilâtünfar · zı · ih · mâl— ⏑ — —
Fâilâtüney · le · sen · bin— ⏑ — —
Fâilâtüntat · lı · zevk · hüs— ⏑ — —
Fâilünrân · o · lur— ⏑ —

03Bir küçük pay farz zekâtın, dağca altundan büyük;

Fâilâtünbir · kü · çük · pay— ⏑ — —
Fâilâtünfarz · ze · kâ · tın— ⏑ — —
Fâilâtündağ · ca · al · tun— ⏑ — —
Fâilündan · bü · yük— ⏑ —

04Hakkı ver; âdâb gözet, yaptıkların ihsân olur.

Fâilâtünhak · kı · ver · â— ⏑ — —
Fâilâtündâb · gö · zet · yap— ⏑ — —
Fâilâtüntık · la · rın · ih— ⏑ — —
Fâilünsân · o · lur— ⏑ —

05Yatsının vaktinde farz var; kıl, seherden al nasîb;

Fâilâtünyat · sı · nın · vak— ⏑ — —
Fâilâtüntin · de · farz · var— ⏑ — —
Fâilâtünkıl · se · her · den— ⏑ — —
Fâilünal · na · sîb— ⏑ —

06Farzı aksatmışsa bir zevk, kıldığın noksân olur.

Fâilâtünfar · zı · ak · sat— ⏑ — —
Fâilâtünmış · sa · bir · zevk— ⏑ — —
Fâilâtünkıl · dı · ğın · nok— ⏑ — —
Fâilünsân · o · lur— ⏑ —

07Uykusuzluk fecri çalmış; “zevki buldum” sanma hiç;

Fâilâtünuy · ku · suz · luk— ⏑ — —
Fâilâtünfec · ri · çal · mış— ⏑ — —
Fâilâtünzev · ki · bul · dum— ⏑ — —
Fâilünsan · ma · hiç— ⏑ —

08Zevki maksat tutmak, elbet farz için nisyân olur.

Fâilâtünzev · ki · mak · sat— ⏑ — —
Fâilâtüntut · ma · kel · bet— ⏑ — —
Fâilâtünfarz · i · çin · nis— ⏑ — —
Fâilünyân · o · lur— ⏑ —

Ulama: tutmak‿elbet

09Bir su abdestten süzülmüş; içme ondan, ey gönül.

Fâilâtünbir · su · ab · dest— ⏑ — —
Fâilâtünten · sü · zül · müş— ⏑ — —
Fâilâtüniç · me · on · dan— ⏑ — —
Fâilüney · gö · nül— ⏑ —

10Düşle hükmetmek, delilsiz sözde bir bühtân olur.

Fâilâtündüş · le · hük · met— ⏑ — —
Fâilâtünmek · de · lil · siz— ⏑ — —
Fâilâtünsöz · de · bir · büh— ⏑ — —
Fâilüntân · o · lur— ⏑ —

11Secde ancak Hakk'adır; bir kul için eğmek neden?

Fâilâtünsec · de · an · cak— ⏑ — —
Fâilâtünhak · ka · dır · bir— ⏑ — —
Fâilâtünkul · i · çin · eğ— ⏑ — —
Fâilünmek · ne · den— ⏑ —

12Pîre secden sünnet olmaz; sonda bir isyân olur.

Fâilâtünpî · re · sec · den— ⏑ — —
Fâilâtünsün · ne · tol · maz— ⏑ — —
Fâilâtünson · da · bir · is— ⏑ — —
Fâilünyân · o · lur— ⏑ —

Ulama: sünnet‿olmaz

13Ey Rauf, fıkh ehli söyler; öğrenip tatbîke geç;

Fâilâtüney · ra · ûf · fıkh— ⏑ — —
Fâilâtüneh · li · söy · ler— ⏑ — —
Fâilâtünöğ · re · nip · tat— ⏑ — —
Fâilünbî · ke · geç— ⏑ —

14Emri bil; ahkâmı tutmak, kalbe bir irfân olur.

Fâilâtünem · ri · bil · ah— ⏑ — —
Fâilâtünkâ · mı · tut · mak— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · bir · ir— ⏑ — —
Fâilünfân · o · lur— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 9
mîzân
ölçü, terazi
nisyân
unutma
bühtân
asılsız isnat, iftira
pîr
mürşid, yol büyüğü
irfân
derin bilgi ve kalbî idrak
emr
buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
fecr
tan yerinin ağarması
hükm
hüküm; klasik tek heceli söyleyiş
fıkh
fıkıh; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

Farz, sünnet ve âdâbın nâfileye önceliği.

Suya ilişkin beyit, abdestte organlardan akmış kullanılmış suyu anlatır; kapta kalmış kullanılmamış suyu değil. Düş ve manevî zevk, dinî hükmün yerine geçirilmez. Bu şiir ayrıntılı bir fıkıh açıklaması yerine okunmamalıdır.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 29. mektup; s. 47. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç