Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 43. MEKTUP7 BEYİT

Güneş Varken Yıldızlar

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -ân · Redif değil

Yazı boyutu

Gün doğar, yıldız görünmez; görmemek burhân değil;

Gözde kaybolmak, o şey yoktur diyen fermân değil.

Bir güneş gözler alırken her küçük yıldız susar;

Günle örtülmek o yıldızlar için noksân değil.

Gözde seyrân, hükme varmak başka iştir; farkı bil;

Bir görüşten hükme varmak her zaman âsân değil.

Benliğin bir an silinmiş; “Ben ilâh oldum” deme;

Benlik artık gözden örtülmüş; yiten insân değil.

Bir saray gördün; düşünden çık, uyan, bir kez de bak;

Başta bir tâc, düşte bir taht; düş gören sultân değil.

Vecde dalmış bir gönülden yükselen söz ölçü mü?

Vecdle söylenmiş bir ibret, dîne bir erkân değil.

Ey Rauf, emrin izinden ayrılan yol yol mudur?

Emri geçmek isteyen hâl, kalbe bir ihsân değil.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Gün doğar, yıldız görünmez; görmemek burhân değil;

Fâilâtüngün · do · ğar · yıl— ⏑ — —
Fâilâtündız · gö · rün · mez— ⏑ — —
Fâilâtüngör · me · mek · bur— ⏑ — —
Fâilünhân · de · ğil— ⏑ —

02Gözde kaybolmak, o şey yoktur diyen fermân değil.

Fâilâtüngöz · de · kay · bol— ⏑ — —
Fâilâtünmak · o · şey · yok— ⏑ — —
Fâilâtüntur · di · yen · fer— ⏑ — —
Fâilünmân · de · ğil— ⏑ —

03Bir güneş gözler alırken her küçük yıldız susar;

Fâilâtünbir · gü · neş · göz— ⏑ — —
Fâilâtünler · a · lır · ken— ⏑ — —
Fâilâtünher · kü · çük · yıl— ⏑ — —
Fâilündız · su · sar— ⏑ —

04Günle örtülmek o yıldızlar için noksân değil.

Fâilâtüngün · le · ör · tül— ⏑ — —
Fâilâtünmek · o · yıl · dız— ⏑ — —
Fâilâtünlar · i · çin · nok— ⏑ — —
Fâilünsân · de · ğil— ⏑ —

05Gözde seyrân, hükme varmak başka iştir; farkı bil;

Fâilâtüngöz · de · sey · rân— ⏑ — —
Fâilâtünhük · me · var · mak— ⏑ — —
Fâilâtünbaş · ka · iş · tir— ⏑ — —
Fâilünfar · kı · bil— ⏑ —

06Bir görüşten hükme varmak her zaman âsân değil.

Fâilâtünbir · gö · rüş · ten— ⏑ — —
Fâilâtünhük · me · var · mak— ⏑ — —
Fâilâtünher · za · man · â— ⏑ — —
Fâilünsân · de · ğil— ⏑ —

07Benliğin bir an silinmiş; “Ben ilâh oldum” deme;

Fâilâtünben · li · ğin · bir— ⏑ — —
Fâilâtünan · si · lin · miş— ⏑ — —
Fâilâtünben · i · lâh · ol— ⏑ — —
Fâilündum · de · me— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

08Benlik artık gözden örtülmüş; yiten insân değil.

Fâilâtünben · li · kar · tık— ⏑ — —
Fâilâtüngöz · de · nör · tül— ⏑ — —
Fâilâtünmüş · yi · ten · in— ⏑ — —
Fâilünsân · de · ğil— ⏑ —

Ulama: Benlik‿artık, gözden‿örtülmüş

09Bir saray gördün; düşünden çık, uyan, bir kez de bak;

Fâilâtünbir · sa · ray · gör— ⏑ — —
Fâilâtündün · dü · şün · den— ⏑ — —
Fâilâtünçık · u · yan · bir— ⏑ — —
Fâilünkez · de · bak— ⏑ —

10Başta bir tâc, düşte bir taht; düş gören sultân değil.

Fâilâtünbaş · ta · bir · tâc— ⏑ — —
Fâilâtündüş · te · bir · taht— ⏑ — —
Fâilâtündüş · gö · ren · sul— ⏑ — —
Fâilüntân · de · ğil— ⏑ —

11Vecde dalmış bir gönülden yükselen söz ölçü mü?

Fâilâtünvec · de · dal · mış— ⏑ — —
Fâilâtünbir · gö · nül · den— ⏑ — —
Fâilâtünyük · se · len · söz— ⏑ — —
Fâilünöl · çü · mü— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

12Vecdle söylenmiş bir ibret, dîne bir erkân değil.

Fâilâtünvecd · le · söy · len— ⏑ — —
Fâilâtünmiş · bi · rib · ret— ⏑ — —
Fâilâtündî · ne · bir · er— ⏑ — —
Fâilünkân · de · ğil— ⏑ —

Ulama: bir‿ibret

13Ey Rauf, emrin izinden ayrılan yol yol mudur?

Fâilâtüney · ra · ûf · em— ⏑ — —
Fâilâtünrin · i · zin · den— ⏑ — —
Fâilâtünay · rı · lan · yol— ⏑ — —
Fâilünyol · mu · dur— ⏑ —

14Emri geçmek isteyen hâl, kalbe bir ihsân değil.

Fâilâtünem · ri · geç · mek— ⏑ — —
Fâilâtünis · te · yen · hâl— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · bir · ih— ⏑ — —
Fâilünsân · de · ğil— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 7
vecd
manevî coşku
âsân
kolay
erkân
esaslar, usuller
sultân
hükümdar
emr
buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
seyrân
gezinti, yolculuk
hükm
hüküm; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

Görünmemek ile yok olmak arasındaki fark; şühûd ve varlık hükmü.

Güneşin ışığında seçilemeyen yıldız, yok olmuş değildir. Şiir algı ile varlık hükmünü ayırır; benliğin unutulmasını Allah ile birleşme diye sunmaz. Düşteki saltanat ve vecd içindeki söz, herkes için bağlayıcı bir hüküm değildir.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 43. mektup; s. 72 – 74. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç