Bilmediğini Bilmek
Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —
Kafiye -îm · Redif yok
Bildiğin sûrette Hak var dersen, olmuşsun sakîm.
Şekli yok, bir misli yoktur; sen fakîrsin, Hak Alîm.
Gördüğün bir nakşa aldanmışsan artık, vahyi tut;
Bir mukallid doğru îmân üzre kalmış; müstakîm.
İlmi öğrenmekle bitmez; nefsi alt et, kalbe dön;
Benliğinden geç de bak; hâlin durulsun, kalb selîm.
Her fenâ bir başka ufkun perdesinden yol açar;
Bilmeyip “bilmem” diyen, haddince susmuş bir hakîm.
Emri tut, sabret; kanâat, tevbe, zikrin yoldaşı;
Lutfu beklerken de gayret; lutfeden Rabbin Kerîm.
Tam fenâdan önce ihlâs yok değildir; var, düşün;
Tam fenâ, ben derdi sönmüş; şimdi ihlâsın azîm.
Ey Rauf, “Ben bildim artık” sanmak olmaz; yol uzun;
Ehl-i irfân sohbetinden ders alırsan, ol nedîm.
AHENKTef‘ileleri göster
⏑ kısa — uzun ‿ ulama
01Bildiğin sûrette Hak var dersen, olmuşsun sakîm.
Ulama: dersen‿olmuşsun
02Şekli yok, bir misli yoktur; sen fakîrsin, Hak Alîm.
03Gördüğün bir nakşa aldanmışsan artık, vahyi tut;
Ulama: aldanmışsan‿artık
04Bir mukallid doğru îmân üzre kalmış; müstakîm.
05İlmi öğrenmekle bitmez; nefsi alt et, kalbe dön;
06Benliğinden geç de bak; hâlin durulsun, kalb selîm.
07Her fenâ bir başka ufkun perdesinden yol açar;
08Bilmeyip “bilmem” diyen, haddince susmuş bir hakîm.
09Emri tut, sabret; kanâat, tevbe, zikrin yoldaşı;
Son açık hece, mısra sonunda uzun.
10Lutfu beklerken de gayret; lutfeden Rabbin Kerîm.
11Tam fenâdan önce ihlâs yok değildir; var, düşün;
12Tam fenâ, ben derdi sönmüş; şimdi ihlâsın azîm.
13Ey Rauf, “Ben bildim artık” sanmak olmaz; yol uzun;
Ulama: bildim‿artık, sanmak‿olmaz
14Ehl-i irfân sohbetinden ders alırsan, ol nedîm.
KELİMELERKüçük sözlük 13
- sakîm
- bozuk, yanlış
- Alîm
- her şeyi bilen
- mukallid
- itimat ettiği dinî rehberliği izleyen kimse
- müstakîm
- dosdoğru
- selîm
- sağlam, arınmış
- nedîm
- sohbet arkadaşı
- fakîr
- muhtaç
- irfân
- derin bilgi ve kalbî idrak
- emr
- buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
- îmân
- inanç
- ihlâs
- ameli Allah rızası için yapmak; niyeti arıtmak
- ilm
- ilim; klasik tek heceli söyleyiş
- zikr
- zikir; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak
Bilginin sınırı; vahiy, gayret ve ihlâs.
“Bilmiyorum” diyebilmek ilmi terk etmek değildir. Tam fenâdan önce de ihlâsın bulunabileceği korunmuştur. Allah için “Alîm”, insan için “fakîr” denilerek bilgi ve ihtiyaç farkı belirgin tutulur.
Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 38. mektup; s. 65. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗
Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.