Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 33. MEKTUP6 BEYİT

Mürekkebin Niyeti

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -îr · Redif yok

Yazı boyutu

İlm ü şöhret bir değil; bil, kalbe hükmet, ey vezîr.

İlmi satmak, altun etmez; mâla tutsak dil fakîr.

Taşta kuvvet, elde âteş; taş soğuktur, ey gönül.

İlmin olmuş halka meş‘al; sen de mahkûm bir esîr.

Bilmiyordum der de sıyrılmak kolay; bir kez düşün;

Saklı niyyetten, gönülden, her emelden Hak habîr.

Va‘z ü dersin, yazdığın her bir satır, kârın değil;

Nâmı sil; alkış da sussun, kalbe bak, gör; ol basîr.

Ehl-i ilmin gönlü dünyâdan azâd olsun bugün;

Bir nebîden kalma mîrâs, her hazînenden kebîr.

Ey Rauf, çarşında zikrin sönmesin; gündüz de an;

Mâla hükmet, kalbde zikrin; halka nûr ver, ol münîr.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01İlm ü şöhret bir değil; bil, kalbe hükmet, ey vezîr.

Fâilâtünilm · ü · şöh · ret— ⏑ — —
Fâilâtünbir · de · ğil · bil— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · hük · met— ⏑ — —
Fâilüney · ve · zîr— ⏑ —

02İlmi satmak, altun etmez; mâla tutsak dil fakîr.

Fâilâtünil · mi · sat · mak— ⏑ — —
Fâilâtünal · tu · net · mez— ⏑ — —
Fâilâtünmâ · la · tut · sak— ⏑ — —
Fâilündil · fa · kîr— ⏑ —

Ulama: altun‿etmez

03Taşta kuvvet, elde âteş; taş soğuktur, ey gönül.

Fâilâtüntaş · ta · kuv · vet— ⏑ — —
Fâilâtünel · de · â · teş— ⏑ — —
Fâilâtüntaş · so · ğuk · tur— ⏑ — —
Fâilüney · gö · nül— ⏑ —

04İlmin olmuş halka meş‘al; sen de mahkûm bir esîr.

Fâilâtünil · mi · nol · muş— ⏑ — —
Fâilâtünhal · ka · meş · ʿal— ⏑ — —
Fâilâtünsen · de · mah · kûm— ⏑ — —
Fâilünbir · e · sîr— ⏑ —

Ulama: İlmin‿olmuş

05Bilmiyordum der de sıyrılmak kolay; bir kez düşün;

Fâilâtünbil · mi · yor · dum— ⏑ — —
Fâilâtünder · de · sıy · rıl— ⏑ — —
Fâilâtünmak · ko · lay · bir— ⏑ — —
Fâilünkez · dü · şün— ⏑ —

06Saklı niyyetten, gönülden, her emelden Hak habîr.

Fâilâtünsak · lı · niy · yet— ⏑ — —
Fâilâtünten · gö · nül · den— ⏑ — —
Fâilâtünher · e · mel · den— ⏑ — —
Fâilünhak · ha · bîr— ⏑ —

07Va‘z ü dersin, yazdığın her bir satır, kârın değil;

Fâilâtünvaʿz · ü · der · sin— ⏑ — —
Fâilâtünyaz · dı · ğın · her— ⏑ — —
Fâilâtünbir · sa · tır · kâ— ⏑ — —
Fâilünrın · de · ğil— ⏑ —

08Nâmı sil; alkış da sussun, kalbe bak, gör; ol basîr.

Fâilâtünnâ · mı · sil · al— ⏑ — —
Fâilâtünkış · da · sus · sun— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · bak · gör— ⏑ — —
Fâilünol · ba · sîr— ⏑ —

09Ehl-i ilmin gönlü dünyâdan azâd olsun bugün;

Fâilâtüneh · li · il · min— ⏑ — —
Fâilâtüngön · lü · dün · yâ— ⏑ — —
Fâilâtündan · a · zâd · ol— ⏑ — —
Fâilünsun · bu · gün— ⏑ —

10Bir nebîden kalma mîrâs, her hazînenden kebîr.

Fâilâtünbir · ne · bî · den— ⏑ — —
Fâilâtünkal · ma · mî · râs— ⏑ — —
Fâilâtünher · ha · zî · nen— ⏑ — —
Fâilünden · ke · bîr— ⏑ —

11Ey Rauf, çarşında zikrin sönmesin; gündüz de an;

Fâilâtüney · ra · ûf · çar— ⏑ — —
Fâilâtünşın · da · zik · rin— ⏑ — —
Fâilâtünsön · me · sin · gün— ⏑ — —
Fâilündüz · de · an— ⏑ —

12Mâla hükmet, kalbde zikrin; halka nûr ver, ol münîr.

Fâilâtünmâ · la · hük · met— ⏑ — —
Fâilâtünkalb · de · zik · rin— ⏑ — —
Fâilâtünhal · ka · nûr · ver— ⏑ — —
Fâilünol · mü · nîr— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 14
vezîr
yüksek makam sahibi
dil
gönül
habîr
haberdar, bilen
basîr
gören, kavrayan
kebîr
büyük
fakîr
muhtaç
yâd
hatırlama, anma
meş‘al
meşale
münîr
aydınlatan
mîrâs
devralınan değer ve sorumluluk
halk
yaratma; âlem-i halk, yaratılışın maddî yönü
ilm
ilim; klasik tek heceli söyleyiş
zikr
zikir; klasik tek heceli söyleyiş
hükm
hüküm; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

İlimde niyet; şöhretten uzaklaşmak, bilgiyi yaşamak.

Eleştiri geçim kazanmak veya ücretli öğretmek değil, ilmi sırf makam ve şöhret için kullanmaktır. Çakmaktaşı, başkasını aydınlatırken kendi içinde soğuk kalmanın mecazıdır.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 33. mektup; s. 58. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç