Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 26. MEKTUP5 BEYİT

Sessizliğin Harareti

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -âl · Redif yok

Yazı boyutu

Vecd ü feryâd bir nişândır; her zaman olmaz kemâl.

Sustu feryâd; kalbde sevgin canlı kalsın, yok zevâl.

Şevk uzaktan seslenen bir “gel” demektir, çağrıdır;

Sevgi sessizken de vardır; yok sanılmaz bir visâl.

Hakk'a kurb, yer ölçmek olmaz; yön çizilmez, dinle sen;

Zât'a bir şekl vermek olmaz; benzeten sözler muhâl.

Rab ganîdir; biz fakîriz; bizde dert var, bizde yük.

Söylenen bir sözde bir sır; lafzı aşmış bir meâl.

Ey Rauf, hâl ehli susmuş; sözle tartmak yetmiyor.

Sözde taşkın olma; sûret Zât'ı anlatmaz: hayâl.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Vecd ü feryâd bir nişândır; her zaman olmaz kemâl.

Fâilâtünvecd · ü · fer · yâd— ⏑ — —
Fâilâtünbir · ni · şân · dır— ⏑ — —
Fâilâtünher · za · man · ol— ⏑ — —
Fâilünmaz · ke · mâl— ⏑ —

02Sustu feryâd; kalbde sevgin canlı kalsın, yok zevâl.

Fâilâtünsus · tu · fer · yâd— ⏑ — —
Fâilâtünkalb · de · sev · gin— ⏑ — —
Fâilâtüncan · lı · kal · sın— ⏑ — —
Fâilünyok · ze · vâl— ⏑ —

03Şevk uzaktan seslenen bir “gel” demektir, çağrıdır;

Fâilâtünşevk · u · zak · tan— ⏑ — —
Fâilâtünses · le · nen · bir— ⏑ — —
Fâilâtüngel · de · mek · tir— ⏑ — —
Fâilünçağ · rı · dır— ⏑ —

04Sevgi sessizken de vardır; yok sanılmaz bir visâl.

Fâilâtünsev · gi · ses · siz— ⏑ — —
Fâilâtünken · de · var · dır— ⏑ — —
Fâilâtünyok · sa · nıl · maz— ⏑ — —
Fâilünbir · vi · sâl— ⏑ —

05Hakk'a kurb, yer ölçmek olmaz; yön çizilmez, dinle sen;

Fâilâtünhak · ka · kurb · yer— ⏑ — —
Fâilâtünölç · me · kol · maz— ⏑ — —
Fâilâtünyön · çi · zil · mez— ⏑ — —
Fâilündin · le · sen— ⏑ —

Ulama: ölçmek‿olmaz

06Zât'a bir şekl vermek olmaz; benzeten sözler muhâl.

Fâilâtünzâ · ta · bir · şekl— ⏑ — —
Fâilâtünver · me · kol · maz— ⏑ — —
Fâilâtünben · ze · ten · söz— ⏑ — —
Fâilünler · mu · hâl— ⏑ —

Ulama: vermek‿olmaz

07Rab ganîdir; biz fakîriz; bizde dert var, bizde yük.

Fâilâtünrab · ga · nî · dir— ⏑ — —
Fâilâtünbiz · fa · kî · riz— ⏑ — —
Fâilâtünbiz · de · dert · var— ⏑ — —
Fâilünbiz · de · yük— ⏑ —

08Söylenen bir sözde bir sır; lafzı aşmış bir meâl.

Fâilâtünsöy · le · nen · bir— ⏑ — —
Fâilâtünsöz · de · bir · sır— ⏑ — —
Fâilâtünlaf · zı · aş · mış— ⏑ — —
Fâilünbir · me · âl— ⏑ —

09Ey Rauf, hâl ehli susmuş; sözle tartmak yetmiyor.

Fâilâtüney · ra · ûf · hâl— ⏑ — —
Fâilâtüneh · li · sus · muş— ⏑ — —
Fâilâtünsöz · le · tart · mak— ⏑ — —
Fâilünyet · mi · yor— ⏑ —

10Sözde taşkın olma; sûret Zât'ı anlatmaz: hayâl.

Fâilâtünsöz · de · taş · kın— ⏑ — —
Fâilâtünol · ma · sû · ret— ⏑ — —
Fâilâtünzâ · tı · an · lat— ⏑ — —
Fâilünmaz · ha · yâl— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 11
kemâl
olgunluk
zevâl
sona erme, kaybolma
visâl
kavuşma; burada manevî yakınlık
kurb
manevî yakınlık
muhâl
imkânsız
meâl
anlam, sözün işaret ettiği mânâ
vecd
manevî coşku
ganî
muhtaç olmayan
fakîr
muhtaç
yâd
hatırlama, anma
ilm
ilim; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

Feryattan sükûna; manevî yakınlığın yanlış anlaşılmaması.

Visâl ve kurb, fiziksel birleşme ve mesafe anlamında kullanılmadı. Şiirde Allah’a ihtiyaç veya eksiklik isnat edilmiyor; sessizlik de sevgisizlik sayılmıyor.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 26. mektup; s. 44. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç