Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 32. MEKTUP7 BEYİT

Sohbetin Emaneti

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -âr · Redif yok

Yazı boyutu

Sohbetin bir ömre yaygın sabrı olsun pâyidâr.

Söz yetişmez, yol bitirmez; sevgi ister intizâr.

Her makâm bir ders, bir âlem; ehli söyler, sen işit;

Her sahâbî bir ufuktur; bir de Mehdî, bir bahâr.

Suç bilinsin, kalbe pişmanlık yakışsın; affa gel.

Af, günâhtan dönmek ister; gönle düşsün inkisâr.

Sofra kurmak başkadır, irşâda ehliyyet gerek;

Verdiğin ders, hakkın olmazken, nasıl bir iftihâr?

Fikre bir fikr ekle, yükselt; donmasın nisbet yolu;

Dünkü zevkin dünde kalsın; sıdkın olsun yâdigâr.

Kül soğur; bir ses duyarsın, kor da sönmüşken bile;

Düşle hükmetmekle olmaz gizli hâller âşikâr.

Ey Rauf, dostlukta sabret; bir sitem var, kopma sen;

Bir muhabbet ahdi kopmaz; afla doğsun hoş karâr.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Sohbetin bir ömre yaygın sabrı olsun pâyidâr.

Fâilâtünsoh · be · tin · bir— ⏑ — —
Fâilâtünöm · re · yay · gın— ⏑ — —
Fâilâtünsab · rı · ol · sun— ⏑ — —
Fâilünpâ · yi · dâr— ⏑ —

02Söz yetişmez, yol bitirmez; sevgi ister intizâr.

Fâilâtünsöz · ye · tiş · mez— ⏑ — —
Fâilâtünyol · bi · tir · mez— ⏑ — —
Fâilâtünsev · gi · is · ter— ⏑ — —
Fâilünin · ti · zâr— ⏑ —

03Her makâm bir ders, bir âlem; ehli söyler, sen işit;

Fâilâtünher · ma · kâm · bir— ⏑ — —
Fâilâtünders · bi · râ · lem— ⏑ — —
Fâilâtüneh · li · söy · ler— ⏑ — —
Fâilünsen · i · şit— ⏑ —

Ulama: bir‿âlem

04Her sahâbî bir ufuktur; bir de Mehdî, bir bahâr.

Fâilâtünher · sa · hâ · bî— ⏑ — —
Fâilâtünbir · u · fuk · tur— ⏑ — —
Fâilâtünbir · de · meh · dî— ⏑ — —
Fâilünbir · ba · hâr— ⏑ —

05Suç bilinsin, kalbe pişmanlık yakışsın; affa gel.

Fâilâtünsuç · bi · lin · sin— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · piş · man— ⏑ — —
Fâilâtünlık · ya · kış · sın— ⏑ — —
Fâilünaf · fa · gel— ⏑ —

06Af, günâhtan dönmek ister; gönle düşsün inkisâr.

Fâilâtünaf · gü · nâh · tan— ⏑ — —
Fâilâtündön · me · kis · ter— ⏑ — —
Fâilâtüngön · le · düş · sün— ⏑ — —
Fâilünin · ki · sâr— ⏑ —

Ulama: dönmek‿ister

07Sofra kurmak başkadır, irşâda ehliyyet gerek;

Fâilâtünsof · ra · kur · mak— ⏑ — —
Fâilâtünbaş · ka · dır · ir— ⏑ — —
Fâilâtünşâ · da · eh · liy— ⏑ — —
Fâilünyet · ge · rek— ⏑ —

08Verdiğin ders, hakkın olmazken, nasıl bir iftihâr?

Fâilâtünver · di · ğin · ders— ⏑ — —
Fâilâtünhak · kı · nol · maz— ⏑ — —
Fâilâtünken · na · sıl · bir— ⏑ — —
Fâilünif · ti · hâr— ⏑ —

Ulama: hakkın‿olmazken

09Fikre bir fikr ekle, yükselt; donmasın nisbet yolu;

Fâilâtünfik · re · bir · fikr— ⏑ — —
Fâilâtünek · le · yük · selt— ⏑ — —
Fâilâtündon · ma · sın · nis— ⏑ — —
Fâilünbet · yo · lu— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

10Dünkü zevkin dünde kalsın; sıdkın olsun yâdigâr.

Fâilâtündün · kü · zev · kin— ⏑ — —
Fâilâtündün · de · kal · sın— ⏑ — —
Fâilâtünsıd · kı · nol · sun— ⏑ — —
Fâilünyâ · di · gâr— ⏑ —

Ulama: sıdkın‿olsun

11Kül soğur; bir ses duyarsın, kor da sönmüşken bile;

Fâilâtünkül · so · ğur · bir— ⏑ — —
Fâilâtünses · du · yar · sın— ⏑ — —
Fâilâtünkor · da · sön · müş— ⏑ — —
Fâilünken · bi · le— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

12Düşle hükmetmekle olmaz gizli hâller âşikâr.

Fâilâtündüş · le · hük · met— ⏑ — —
Fâilâtünmek · le · ol · maz— ⏑ — —
Fâilâtüngiz · li · hâl · ler— ⏑ — —
Fâilünâ · şi · kâr— ⏑ —

13Ey Rauf, dostlukta sabret; bir sitem var, kopma sen;

Fâilâtüney · ra · ûf · dost— ⏑ — —
Fâilâtünluk · ta · sab · ret— ⏑ — —
Fâilâtünbir · si · tem · var— ⏑ — —
Fâilünkop · ma · sen— ⏑ —

14Bir muhabbet ahdi kopmaz; afla doğsun hoş karâr.

Fâilâtünbir · mu · hab · bet— ⏑ — —
Fâilâtünah · di · kop · maz— ⏑ — —
Fâilâtünaf · la · doğ · sun— ⏑ — —
Fâilünhoş · ka · râr— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 12
inkisâr
kırılma; gönülde mahzunluk ve boyun eğme
irşâd
doğru yolu gösterme
nisbet
bağ, ilişki
kor
köz
pâyidâr
kalıcı, sürekli
yâdigâr
hatıra olarak kalan iz
intizâr
bekleyiş
iftihâr
övünme
yâd
hatırlama, anma
gâr
mağara
fikr
fikir; klasik tek heceli söyleyiş
hükm
hüküm; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

Sohbette sabır; ehliyet, yetki ve bağışlama.

Sofrayı kurmak hizmeti, irşad öğretme ve yol gösterme yetkisini temsil eder. Mehdî anışı, günümüzde herhangi bir kişiye unvan verme veya tarih belirleme anlamı taşımaz. Af, hatanın doğruluğuna delil değildir.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 32. mektup; s. 56. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç