Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 40. MEKTUP5 BEYİT

Kabuk Değil

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Mef‘ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

— — ⏑ / ⏑ — — ⏑ / ⏑ — — ⏑ / ⏑ — —

Kafiye -âr · Redif yok

Yazı boyutu

Her yolda ararsın; aranandır yine dildâr.

Bil, yap da arıt kalbi; budur sonda kalan kâr.

Ahkâmı kabuk bilme; hakîkat ona hizmet.

İhlâsla parıldar o gönül; işte bu gülzâr.

Bir düşle avunmakla çocuk kalma; uyan sen;

Düşlerde değil, emre uyan kalbde bu esrâr.

Kalbinde duran tahtı yıkarsan da büyürsün;

İçten de dışından da silinsin ne ki ağyâr.

Yaz şimdi, Rauf; hakkı yaşat sen de amelle;

Yazmakla biter sanma; yaşat, sönmesin envâr.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Her yolda ararsın; aranandır yine dildâr.

Mef‘ûlüher · yol · da— — ⏑
Mefâîlüa · rar · sın · a⏑ — — ⏑
Mefâîlüra · nan · dır · yi⏑ — — ⏑
Feûlünne · dil · dâr⏑ — —

02Bil, yap da arıt kalbi; budur sonda kalan kâr.

Mef‘ûlübil · yap · da— — ⏑
Mefâîlüa · rıt · kal · bi⏑ — — ⏑
Mefâîlübu · dur · son · da⏑ — — ⏑
Feûlünka · lan · kâr⏑ — —

03Ahkâmı kabuk bilme; hakîkat ona hizmet.

Mef‘ûlüah · kâ · mı— — ⏑
Mefâîlüka · buk · bil · me⏑ — — ⏑
Mefâîlüha · kî · kat · o⏑ — — ⏑
Feûlünna · hiz · met⏑ — —

04İhlâsla parıldar o gönül; işte bu gülzâr.

Mef‘ûlüih · lâs · la— — ⏑
Mefâîlüpa · rıl · dar · o⏑ — — ⏑
Mefâîlügö · nül · iş · te⏑ — — ⏑
Feûlünbu · gül · zâr⏑ — —

05Bir düşle avunmakla çocuk kalma; uyan sen;

Mef‘ûlübir · düş · le— — ⏑
Mefâîlüa · vun · mak · la⏑ — — ⏑
Mefâîlüço · cuk · kal · ma⏑ — — ⏑
Feûlünu · yan · sen⏑ — —

06Düşlerde değil, emre uyan kalbde bu esrâr.

Mef‘ûlüdüş · ler · de— — ⏑
Mefâîlüde · ğil · em · re⏑ — — ⏑
Mefâîlüu · yan · kalb · de⏑ — — ⏑
Feûlünbu · es · râr⏑ — —

07Kalbinde duran tahtı yıkarsan da büyürsün;

Mef‘ûlükal · bin · de— — ⏑
Mefâîlüdu · ran · tah · tı⏑ — — ⏑
Mefâîlüyı · kar · san · da⏑ — — ⏑
Feûlünbü · yür · sün⏑ — —

08İçten de dışından da silinsin ne ki ağyâr.

Mef‘ûlüiç · ten · de— — ⏑
Mefâîlüdı · şın · dan · da⏑ — — ⏑
Mefâîlüsi · lin · sin · ne⏑ — — ⏑
Feûlünki · ağ · yâr⏑ — —

09Yaz şimdi, Rauf; hakkı yaşat sen de amelle;

Mef‘ûlüyaz · şim · di— — ⏑
Mefâîlüra · ûf · hak · kı⏑ — — ⏑
Mefâîlüya · şat · sen · de⏑ — — ⏑
Feûlüna · mel · le⏑ — —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

10Yazmakla biter sanma; yaşat, sönmesin envâr.

Mef‘ûlüyaz · mak · la— — ⏑
Mefâîlübi · ter · san · ma⏑ — — ⏑
Mefâîlüya · şat · sön · me⏑ — — ⏑
Feûlünsi · nen · vâr⏑ — —

Ulama: sönmesin‿envâr

KELİMELERKüçük sözlük 10
ahkâm
hükümler
dildâr
sevgili
gülzâr
gül bahçesi
esrâr
sırlar
ağyâr
başkaları; burada gönlü asıl maksattan uzaklaştıran bağlılıklar
envâr
nurlar, ışıklar
nân
ekmek
emr
buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
ihlâs
ameli Allah rızası için yapmak; niyeti arıtmak
ilm
ilim; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

Tasavvufun gayesi ihlâs; dinin hükümlerine hizmet.

Kabuk benzetmesi reddediliyor: Dinin hükümleri, manevî yolculuk ilerlediğinde atılacak bir dışlık olarak anlatılmıyor. Ağyâr, insanları dışlamak değil, kalbi asıl maksadından uzaklaştıran bağlılıklardan arınmak anlamında kullanıldı. Son beyit, yazılan öğüdün yaşanmasını ister.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 40. mektup; s. 68. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç