Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 23. MEKTUP6 BEYİT

Harman ve İsim

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -âb · Redif yok

Yazı boyutu

İlm ü hikmet, işte kök salmışsa, doğmuş âfitâb.

Ekmeden yaprak sayanlar, tarladan bekler cevâb.

Boş kalan tarlanda otlar boy verir, yaz gelse de;

Zehri ekmişsen, ne beklersin? Sonun hep bir azâb.

Ezberin çok, kalbi incitmez mi söz? Bir kez düşün;

Her bilen rehber değildir; ölçü, sağlam bir kitâb.

Her gönül bir başka dildir; dinle, sözden önce duy.

Kalbe yük bindirmeyen söz, derde merhem bir hitâb.

İsme sinmiş bir nişân var; hangi yoldan geldi, sor.

İsme îmân nakşolunsun; kökte sağlam intisâb.

Ey Rauf, ad bir emânet; adla kalmak kâr değil.

Adla yetmez; işte yol bul, her adımdan bir sevâb.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01İlm ü hikmet, işte kök salmışsa, doğmuş âfitâb.

Fâilâtünilm · ü · hik · met— ⏑ — —
Fâilâtüniş · te · kök · sal— ⏑ — —
Fâilâtünmış · sa · doğ · muş— ⏑ — —
Fâilünâ · fi · tâb— ⏑ —

02Ekmeden yaprak sayanlar, tarladan bekler cevâb.

Fâilâtünek · me · den · yap— ⏑ — —
Fâilâtünrak · sa · yan · lar— ⏑ — —
Fâilâtüntar · la · dan · bek— ⏑ — —
Fâilünler · ce · vâb— ⏑ —

03Boş kalan tarlanda otlar boy verir, yaz gelse de;

Fâilâtünboş · ka · lan · tar— ⏑ — —
Fâilâtünlan · da · ot · lar— ⏑ — —
Fâilâtünboy · ve · rir · yaz— ⏑ — —
Fâilüngel · se · de— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

04Zehri ekmişsen, ne beklersin? Sonun hep bir azâb.

Fâilâtünzeh · ri · ek · miş— ⏑ — —
Fâilâtünsen · ne · bek · ler— ⏑ — —
Fâilâtünsin · so · nun · hep— ⏑ — —
Fâilünbir · a · zâb— ⏑ —

05Ezberin çok, kalbi incitmez mi söz? Bir kez düşün;

Fâilâtünez · be · rin · çok— ⏑ — —
Fâilâtünkal · bi · in · cit— ⏑ — —
Fâilâtünmez · mi · söz · bir— ⏑ — —
Fâilünkez · dü · şün— ⏑ —

06Her bilen rehber değildir; ölçü, sağlam bir kitâb.

Fâilâtünher · bi · len · reh— ⏑ — —
Fâilâtünber · de · ğil · dir— ⏑ — —
Fâilâtünöl · çü · sağ · lam— ⏑ — —
Fâilünbir · ki · tâb— ⏑ —

07Her gönül bir başka dildir; dinle, sözden önce duy.

Fâilâtünher · gö · nül · bir— ⏑ — —
Fâilâtünbaş · ka · dil · dir— ⏑ — —
Fâilâtündin · le · söz · den— ⏑ — —
Fâilünön · ce · duy— ⏑ —

08Kalbe yük bindirmeyen söz, derde merhem bir hitâb.

Fâilâtünkal · be · yük · bin— ⏑ — —
Fâilâtündir · me · yen · söz— ⏑ — —
Fâilâtünder · de · mer · hem— ⏑ — —
Fâilünbir · hi · tâb— ⏑ —

09İsme sinmiş bir nişân var; hangi yoldan geldi, sor.

Fâilâtünis · me · sin · miş— ⏑ — —
Fâilâtünbir · ni · şân · var— ⏑ — —
Fâilâtünhan · gi · yol · dan— ⏑ — —
Fâilüngel · di · sor— ⏑ —

10İsme îmân nakşolunsun; kökte sağlam intisâb.

Fâilâtünis · me · î · mân— ⏑ — —
Fâilâtünnak · şo · lun · sun— ⏑ — —
Fâilâtünkök · te · sağ · lam— ⏑ — —
Fâilünin · ti · sâb— ⏑ —

11Ey Rauf, ad bir emânet; adla kalmak kâr değil.

Fâilâtüney · ra · ûf · ad— ⏑ — —
Fâilâtünbir · e · mâ · net— ⏑ — —
Fâilâtünad · la · kal · mak— ⏑ — —
Fâilünkâr · de · ğil— ⏑ —

12Adla yetmez; işte yol bul, her adımdan bir sevâb.

Fâilâtünad · la · yet · mez— ⏑ — —
Fâilâtüniş · te · yol · bul— ⏑ — —
Fâilâtünher · a · dım · dan— ⏑ — —
Fâilünbir · se · vâb— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 6
âfitâb
güneş
intisâb
bir yola veya topluluğa bağlılık
hitâb
sesleniş, söz
îmân
inanç
ilm
ilim; klasik tek heceli söyleyiş
ism
isim; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

İlim, amel, ehliyet ve isimde sorumluluk.

Tarla bilgiyi hayata geçirme imkânını, zehir ise bilgisizce rehberliğin zararını temsil eder. Son iki beyit, adın güzelliğiyle davranışın güzelliğini birbirinden ayırmadan düşünür.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 23. mektup; s. 40. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç