Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 57. MEKTUP5 BEYİT

Mirasın Hakkı

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -âr · Redif gerek

Yazı boyutu

Sende mîrâs var; yaşansın, kalbe bir ikrâr gerek;

Söz değil, ahlâk gerektir; sönmeyen bir nâr gerek.

Dışta ahkâm, içte ihlâs; birleşen tek yol budur;

Dışla iç bir, kalbe ancak böyle bir mi‘yâr gerek.

Dün büyüklerden duyulmuş söz bugün senden doğar;

Kökten aldın, dal da versin; dalda bol âsâr gerek.

Bir çalışkan, bir dürüst insan gelip hâl bildirir;

Yol verip hâl sor, iş aç; kalbden gelen bir kâr gerek.

Ey Rauf, bir ad taşırken hakkı var; borçtur sana;

Aldığın mîrâs yaşansın; emre sâdık yâr gerek.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Sende mîrâs var; yaşansın, kalbe bir ikrâr gerek;

Fâilâtünsen · de · mî · râs— ⏑ — —
Fâilâtünvar · ya · şan · sın— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · bir · ik— ⏑ — —
Fâilünrâr · ge · rek— ⏑ —

02Söz değil, ahlâk gerektir; sönmeyen bir nâr gerek.

Fâilâtünsöz · de · ğil · ah— ⏑ — —
Fâilâtünlâk · ge · rek · tir— ⏑ — —
Fâilâtünsön · me · yen · bir— ⏑ — —
Fâilünnâr · ge · rek— ⏑ —

03Dışta ahkâm, içte ihlâs; birleşen tek yol budur;

Fâilâtündış · ta · ah · kâm— ⏑ — —
Fâilâtüniç · te · ih · lâs— ⏑ — —
Fâilâtünbir · le · şen · tek— ⏑ — —
Fâilünyol · bu · dur— ⏑ —

04Dışla iç bir, kalbe ancak böyle bir mi‘yâr gerek.

Fâilâtündış · la · iç · bir— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · an · cak— ⏑ — —
Fâilâtünböy · le · bir · miʿ— ⏑ — —
Fâilünyâr · ge · rek— ⏑ —

05Dün büyüklerden duyulmuş söz bugün senden doğar;

Fâilâtündün · bü · yük · ler— ⏑ — —
Fâilâtünden · du · yul · muş— ⏑ — —
Fâilâtünsöz · bu · gün · sen— ⏑ — —
Fâilünden · do · ğar— ⏑ —

06Kökten aldın, dal da versin; dalda bol âsâr gerek.

Fâilâtünkök · te · nal · dın— ⏑ — —
Fâilâtündal · da · ver · sin— ⏑ — —
Fâilâtündal · da · bol · â— ⏑ — —
Fâilünsâr · ge · rek— ⏑ —

Ulama: Kökten‿aldın

07Bir çalışkan, bir dürüst insan gelip hâl bildirir;

Fâilâtünbir · ça · lış · kan— ⏑ — —
Fâilâtünbir · dü · rüst · in— ⏑ — —
Fâilâtünsan · ge · lip · hâl— ⏑ — —
Fâilünbil · di · rir— ⏑ —

08Yol verip hâl sor, iş aç; kalbden gelen bir kâr gerek.

Fâilâtünyol · ve · rip · hâl— ⏑ — —
Fâilâtünsor · i · şaç · kalb— ⏑ — —
Fâilâtünden · ge · len · bir— ⏑ — —
Fâilünkâr · ge · rek— ⏑ —

Ulama: iş‿aç

09Ey Rauf, bir ad taşırken hakkı var; borçtur sana;

Fâilâtüney · ra · ûf · bir— ⏑ — —
Fâilâtünad · ta · şır · ken— ⏑ — —
Fâilâtünhak · kı · var · borç— ⏑ — —
Fâilüntur · sa · na— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

10Aldığın mîrâs yaşansın; emre sâdık yâr gerek.

Fâilâtünal · dı · ğın · mî— ⏑ — —
Fâilâtünrâs · ya · şan · sın— ⏑ — —
Fâilâtünem · re · sâ · dık— ⏑ — —
Fâilünyâr · ge · rek— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 7
mîrâs
devralınan değer ve sorumluluk
âsâr
eserler, izler
mi‘yâr
ölçüt
nâr
ateş; bağlamına göre aşk ateşi veya cehennem ateşi
emr
buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
ikrâr
kabulü dile getirme
ihlâs
ameli Allah rızası için yapmak; niyeti arıtmak
MANAMektupla bağı ve kaynak

Manevî mirasa yaşayışla layık olmak; dış ve iç birliği, çalışkan kişiye yardım.

Muhatap Şeyh Muhammed Yûsuf, destek istenen kişi Şeyh Abdülganî’dir. Mîrâs, sadece taşınan bir ad değil, sürdürülen ahlâktır. Son beyitlerdeki hizmet, mektubun somut iş görme talebini şiire taşır.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 57. mektup; s. 92. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç