Mirasın Hakkı
Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —
Kafiye -âr · Redif gerek
Sende mîrâs var; yaşansın, kalbe bir ikrâr gerek;
Söz değil, ahlâk gerektir; sönmeyen bir nâr gerek.
Dışta ahkâm, içte ihlâs; birleşen tek yol budur;
Dışla iç bir, kalbe ancak böyle bir mi‘yâr gerek.
Dün büyüklerden duyulmuş söz bugün senden doğar;
Kökten aldın, dal da versin; dalda bol âsâr gerek.
Bir çalışkan, bir dürüst insan gelip hâl bildirir;
Yol verip hâl sor, iş aç; kalbden gelen bir kâr gerek.
Ey Rauf, bir ad taşırken hakkı var; borçtur sana;
Aldığın mîrâs yaşansın; emre sâdık yâr gerek.
AHENKTef‘ileleri göster
⏑ kısa — uzun ‿ ulama
01Sende mîrâs var; yaşansın, kalbe bir ikrâr gerek;
02Söz değil, ahlâk gerektir; sönmeyen bir nâr gerek.
03Dışta ahkâm, içte ihlâs; birleşen tek yol budur;
04Dışla iç bir, kalbe ancak böyle bir mi‘yâr gerek.
05Dün büyüklerden duyulmuş söz bugün senden doğar;
06Kökten aldın, dal da versin; dalda bol âsâr gerek.
Ulama: Kökten‿aldın
07Bir çalışkan, bir dürüst insan gelip hâl bildirir;
08Yol verip hâl sor, iş aç; kalbden gelen bir kâr gerek.
Ulama: iş‿aç
09Ey Rauf, bir ad taşırken hakkı var; borçtur sana;
Son açık hece, mısra sonunda uzun.
10Aldığın mîrâs yaşansın; emre sâdık yâr gerek.
KELİMELERKüçük sözlük 7
- mîrâs
- devralınan değer ve sorumluluk
- âsâr
- eserler, izler
- mi‘yâr
- ölçüt
- nâr
- ateş; bağlamına göre aşk ateşi veya cehennem ateşi
- emr
- buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
- ikrâr
- kabulü dile getirme
- ihlâs
- ameli Allah rızası için yapmak; niyeti arıtmak
MANAMektupla bağı ve kaynak
Manevî mirasa yaşayışla layık olmak; dış ve iç birliği, çalışkan kişiye yardım.
Muhatap Şeyh Muhammed Yûsuf, destek istenen kişi Şeyh Abdülganî’dir. Mîrâs, sadece taşınan bir ad değil, sürdürülen ahlâktır. Son beyitlerdeki hizmet, mektubun somut iş görme talebini şiire taşır.
Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 57. mektup; s. 92. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗
Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.