Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 52. MEKTUP7 BEYİT

İçimizdeki Taht

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -ân · Redif diler

Yazı boyutu

Nefse taht açmış gönül, her gün geniş meydân diler;

Her gönül hükmünde olsun; durmadan fermân diler.

Bir rakîbin gölgesinden ürperir, sultân iken;

Dışta yüz köşk olsa, içten gönle bir zindân diler.

Bir dilim ekmekle geçtin, benliğin hâlâ büyük;

Aç gezersin; nefsin açtır, hep büyük unvân diler.

Nefse yol çizdirmek olmaz; emre uy, bil, sonra yap;

Farz zekât, bin hayr işinden önce bir mîzân diler.

Bayramın vaktinde sofran emre uysun, bekleme;

Nefse uymaz emre uymak; kalbe bir iz‘ân diler.

Dilde tevhîd, kalbde bir put; kalbe dön, gör hâlini;

Kalbde bir put varsa hâlâ, kulluğun burhân diler.

Ey Rauf, alkış çoğalmış; benlik artmış, bir düşün;

Tahtı terk et; kul olan kalb, başka bir ihsân diler.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Nefse taht açmış gönül, her gün geniş meydân diler;

Fâilâtünnef · se · taht · aç— ⏑ — —
Fâilâtünmış · gö · nül · her— ⏑ — —
Fâilâtüngün · ge · niş · mey— ⏑ — —
Fâilündân · di · ler— ⏑ —

02Her gönül hükmünde olsun; durmadan fermân diler.

Fâilâtünher · gö · nül · hük— ⏑ — —
Fâilâtünmün · de · ol · sun— ⏑ — —
Fâilâtündur · ma · dan · fer— ⏑ — —
Fâilünmân · di · ler— ⏑ —

03Bir rakîbin gölgesinden ürperir, sultân iken;

Fâilâtünbir · ra · kî · bin— ⏑ — —
Fâilâtüngöl · ge · sin · den— ⏑ — —
Fâilâtünür · pe · rir · sul— ⏑ — —
Fâilüntân · i · ken— ⏑ —

04Dışta yüz köşk olsa, içten gönle bir zindân diler.

Fâilâtündış · ta · yüz · köşk— ⏑ — —
Fâilâtünol · sa · iç · ten— ⏑ — —
Fâilâtüngön · le · bir · zin— ⏑ — —
Fâilündân · di · ler— ⏑ —

05Bir dilim ekmekle geçtin, benliğin hâlâ büyük;

Fâilâtünbir · di · lim · ek— ⏑ — —
Fâilâtünmek · le · geç · tin— ⏑ — —
Fâilâtünben · li · ğin · hâ— ⏑ — —
Fâilünlâ · bü · yük— ⏑ —

06Aç gezersin; nefsin açtır, hep büyük unvân diler.

Fâilâtünaç · ge · zer · sin— ⏑ — —
Fâilâtünnef · si · naç · tır— ⏑ — —
Fâilâtünhep · bü · yük · un— ⏑ — —
Fâilünvân · di · ler— ⏑ —

Ulama: nefsin‿açtır

07Nefse yol çizdirmek olmaz; emre uy, bil, sonra yap;

Fâilâtünnef · se · yol · çiz— ⏑ — —
Fâilâtündir · me · kol · maz— ⏑ — —
Fâilâtünem · re · uy · bil— ⏑ — —
Fâilünson · ra · yap— ⏑ —

Ulama: çizdirmek‿olmaz

08Farz zekât, bin hayr işinden önce bir mîzân diler.

Fâilâtünfarz · ze · kât · bin— ⏑ — —
Fâilâtünhayr · i · şin · den— ⏑ — —
Fâilâtünön · ce · bir · mî— ⏑ — —
Fâilünzân · di · ler— ⏑ —

09Bayramın vaktinde sofran emre uysun, bekleme;

Fâilâtünbay · ra · mın · vak— ⏑ — —
Fâilâtüntin · de · sof · ran— ⏑ — —
Fâilâtünem · re · uy · sun— ⏑ — —
Fâilünbek · le · me— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

10Nefse uymaz emre uymak; kalbe bir iz‘ân diler.

Fâilâtünnef · se · uy · maz— ⏑ — —
Fâilâtünem · re · uy · mak— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · bir · iz— ⏑ — —
Fâilünʿân · di · ler— ⏑ —

11Dilde tevhîd, kalbde bir put; kalbe dön, gör hâlini;

Fâilâtündil · de · tev · hîd— ⏑ — —
Fâilâtünkalb · de · bir · put— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · dön · gör— ⏑ — —
Fâilünhâ · li · ni— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

12Kalbde bir put varsa hâlâ, kulluğun burhân diler.

Fâilâtünkalb · de · bir · put— ⏑ — —
Fâilâtünvar · sa · hâ · lâ— ⏑ — —
Fâilâtünkul · lu · ğun · bur— ⏑ — —
Fâilünhân · di · ler— ⏑ —

13Ey Rauf, alkış çoğalmış; benlik artmış, bir düşün;

Fâilâtüney · ra · ûf · al— ⏑ — —
Fâilâtünkış · ço · ğal · mış— ⏑ — —
Fâilâtünben · li · kart · mış— ⏑ — —
Fâilünbir · dü · şün— ⏑ —

Ulama: benlik‿artmış

14Tahtı terk et; kul olan kalb, başka bir ihsân diler.

Fâilâtüntah · tı · terk · et— ⏑ — —
Fâilâtünkul · o · lan · kalb— ⏑ — —
Fâilâtünbaş · ka · bir · ih— ⏑ — —
Fâilünsân · di · ler— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 6
nefs
burada: benmerkezci istek ve üstünlük tutkusu
iz‘ân
anlayış ve kabul
unvân
makam adı
mîzân
ölçü, terazi
emr
buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
hükm
hüküm; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

Nefsin hükmetme isteği; emre bağlılık, farz zekât ve kelime-i tevhid.

İçteki taht, herkese hükmetmek isteyen benliktir. Aç kalmanın kendisi bile övünme aracına dönüşebilir; ölçü kişinin icat ettiği zorluk değil, dinin emridir. Bayram sofrası, gerektiğinde yiyerek de nefse karşı durulabileceğini hatırlatır. Kalpteki put kibir mecazıdır.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 52. mektup; s. 87 – 88. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç