Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 37. MEKTUP5 BEYİT

Bir Sünnetin Hatırı

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -âb · Redif yok

Yazı boyutu

Gönle sünnet bir ışıkmış; gökte doğmuş âfitâb.

Terk olunmuş izde hizmet, kalbe yazmış bir sevâb.

Hâl yağar, yağmur diner; sen, dîne sâbit kal bugün;

Vecd ü seyrân, emre dönmez kalbi aldatmış serâb.

Kalbde sevmek, dışta sünnet; kalb ü sûret birleşir;

Kalb ü sûret bir uyum bulsun; gönüldür bir kitâb.

Vakti gelmiş beş namâzın; sende her bir hakkı var;

Duy ezân, kalk, Hakk'a yönlen; söz değil, candan cevâb.

Ey Rauf, sünnetle süslen; sözde kalmak yetmiyor;

İşle canlanmış gönüllerden doğar en hoş hitâb.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Gönle sünnet bir ışıkmış; gökte doğmuş âfitâb.

Fâilâtüngön · le · sün · net— ⏑ — —
Fâilâtünbir · ı · şık · mış— ⏑ — —
Fâilâtüngök · te · doğ · muş— ⏑ — —
Fâilünâ · fi · tâb— ⏑ —

02Terk olunmuş izde hizmet, kalbe yazmış bir sevâb.

Fâilâtünterk · o · lun · muş— ⏑ — —
Fâilâtüniz · de · hiz · met— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · yaz · mış— ⏑ — —
Fâilünbir · se · vâb— ⏑ —

03Hâl yağar, yağmur diner; sen, dîne sâbit kal bugün;

Fâilâtünhâl · ya · ğar · yağ— ⏑ — —
Fâilâtünmur · di · ner · sen— ⏑ — —
Fâilâtündî · ne · sâ · bit— ⏑ — —
Fâilünkal · bu · gün— ⏑ —

04Vecd ü seyrân, emre dönmez kalbi aldatmış serâb.

Fâilâtünvecd · ü · sey · rân— ⏑ — —
Fâilâtünem · re · dön · mez— ⏑ — —
Fâilâtünkal · bi · al · dat— ⏑ — —
Fâilünmış · se · râb— ⏑ —

05Kalbde sevmek, dışta sünnet; kalb ü sûret birleşir;

Fâilâtünkalb · de · sev · mek— ⏑ — —
Fâilâtündış · ta · sün · net— ⏑ — —
Fâilâtünkalb · ü · sû · ret— ⏑ — —
Fâilünbir · le · şir— ⏑ —

06Kalb ü sûret bir uyum bulsun; gönüldür bir kitâb.

Fâilâtünkalb · ü · sû · ret— ⏑ — —
Fâilâtünbir · u · yum · bul— ⏑ — —
Fâilâtünsun · gö · nül · dür— ⏑ — —
Fâilünbir · ki · tâb— ⏑ —

07Vakti gelmiş beş namâzın; sende her bir hakkı var;

Fâilâtünvak · ti · gel · miş— ⏑ — —
Fâilâtünbeş · na · mâ · zın— ⏑ — —
Fâilâtünsen · de · her · bir— ⏑ — —
Fâilünhak · kı · var— ⏑ —

08Duy ezân, kalk, Hakk'a yönlen; söz değil, candan cevâb.

Fâilâtünduy · e · zân · kalk— ⏑ — —
Fâilâtünhak · ka · yön · len— ⏑ — —
Fâilâtünsöz · de · ğil · can— ⏑ — —
Fâilündan · ce · vâb— ⏑ —

09Ey Rauf, sünnetle süslen; sözde kalmak yetmiyor;

Fâilâtüney · ra · ûf · sün— ⏑ — —
Fâilâtünnet · le · süs · len— ⏑ — —
Fâilâtünsöz · de · kal · mak— ⏑ — —
Fâilünyet · mi · yor— ⏑ —

10İşle canlanmış gönüllerden doğar en hoş hitâb.

Fâilâtüniş · le · can · lan— ⏑ — —
Fâilâtünmış · gö · nül · ler— ⏑ — —
Fâilâtünden · do · ğar · en— ⏑ — —
Fâilünhoş · hi · tâb— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 7
serâb
serap, yanıltıcı görünüş
kalb ü sûret
iç dünya ve dış görünüş
âfitâb
güneş
hitâb
sesleniş, söz
vecd
manevî coşku
emr
buyruk; âlem-i emr, tasavvufî bağlamda manevî yön
seyrân
gezinti, yolculuk
MANAMektupla bağı ve kaynak

Sünneti yaşatmak; iç sevgi, dış sadakat.

Şiir, vecdi sünnetin yerine koymuyor. Namaz beyti genel bir vaktinde eda çağrısıdır; fıkhî vakit ayrıntılarının ve meşru mazeretlerin yerine geçmez.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 37. mektup; s. 64. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç