Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 30. MEKTUP7 BEYİT

Kul Kalmak

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -ân · Redif -ı var

Yazı boyutu

Yol uzar, hâller söner; hep kulluğun bir şânı var.

Haddimiz var; Hakk'a dönmüş kalbinin irfânı var.

Dışta gördün, içte gördün; gördüğün âlem yine.

Zât'a sûret çizme; vehmin bin yalan imkânı var.

Geçti bir bir tatlı hâller; hepsi bir iz, bir nişân.

Sönmeyen bir hâl de vardır; Rabbinin ihsânı var.

İş yapan çok; halk eden Hak; farkı görmek güç değil.

Halkı Hak sanmak ne yanlış; vehminin bühtânı var.

Aşk u şevk, zincir çözer; maksat değil, bir vâsıta.

Son makâm kulluk; yolun sultânı Hak, fermânı var.

İhtiyâcın hep senindir; Rab, ganîdir; sen fakîr.

Ben ganîyim sanmak olmaz; her kulun noksânı var.

Ey Rauf, keşfin ne söyler? Dînle tart, sor, sonra al.

Ehl-i sünnet rehber olsun; kalbe bir dermânı var.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Yol uzar, hâller söner; hep kulluğun bir şânı var.

Fâilâtünyol · u · zar · hâl— ⏑ — —
Fâilâtünler · sö · ner · hep— ⏑ — —
Fâilâtünkul · lu · ğun · bir— ⏑ — —
Fâilünşâ · nı · var— ⏑ —

02Haddimiz var; Hakk'a dönmüş kalbinin irfânı var.

Fâilâtünhad · di · miz · var— ⏑ — —
Fâilâtünhak · ka · dön · müş— ⏑ — —
Fâilâtünkal · bi · nin · ir— ⏑ — —
Fâilünfâ · nı · var— ⏑ —

03Dışta gördün, içte gördün; gördüğün âlem yine.

Fâilâtündış · ta · gör · dün— ⏑ — —
Fâilâtüniç · te · gör · dün— ⏑ — —
Fâilâtüngör · dü · ğün · â— ⏑ — —
Fâilünlem · yi · ne— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

04Zât'a sûret çizme; vehmin bin yalan imkânı var.

Fâilâtünzâ · ta · sû · ret— ⏑ — —
Fâilâtünçiz · me · veh · min— ⏑ — —
Fâilâtünbin · ya · lan · im— ⏑ — —
Fâilünkâ · nı · var— ⏑ —

05Geçti bir bir tatlı hâller; hepsi bir iz, bir nişân.

Fâilâtüngeç · ti · bir · bir— ⏑ — —
Fâilâtüntat · lı · hâl · ler— ⏑ — —
Fâilâtünhep · si · bir · iz— ⏑ — —
Fâilünbir · ni · şân— ⏑ —

06Sönmeyen bir hâl de vardır; Rabbinin ihsânı var.

Fâilâtünsön · me · yen · bir— ⏑ — —
Fâilâtünhâl · de · var · dır— ⏑ — —
Fâilâtünrab · bi · nin · ih— ⏑ — —
Fâilünsâ · nı · var— ⏑ —

07İş yapan çok; halk eden Hak; farkı görmek güç değil.

Fâilâtüniş · ya · pan · çok— ⏑ — —
Fâilâtünhalk · e · den · hak— ⏑ — —
Fâilâtünfar · kı · gör · mek— ⏑ — —
Fâilüngüç · de · ğil— ⏑ —

08Halkı Hak sanmak ne yanlış; vehminin bühtânı var.

Fâilâtünhal · kı · hak · san— ⏑ — —
Fâilâtünmak · ne · yan · lış— ⏑ — —
Fâilâtünveh · mi · nin · büh— ⏑ — —
Fâilüntâ · nı · var— ⏑ —

09Aşk u şevk, zincir çözer; maksat değil, bir vâsıta.

Fâilâtünaşk · u · şevk · zin— ⏑ — —
Fâilâtüncir · çö · zer · mak— ⏑ — —
Fâilâtünsat · de · ğil · bir— ⏑ — —
Fâilünvâ · sı · ta— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

10Son makâm kulluk; yolun sultânı Hak, fermânı var.

Fâilâtünson · ma · kâm · kul— ⏑ — —
Fâilâtünluk · yo · lun · sul— ⏑ — —
Fâilâtüntâ · nı · hak · fer— ⏑ — —
Fâilünmâ · nı · var— ⏑ —

11İhtiyâcın hep senindir; Rab, ganîdir; sen fakîr.

Fâilâtünih · ti · yâ · cın— ⏑ — —
Fâilâtünhep · se · nin · dir— ⏑ — —
Fâilâtünrab · ga · nî · dir— ⏑ — —
Fâilünsen · fa · kîr— ⏑ —

12Ben ganîyim sanmak olmaz; her kulun noksânı var.

Fâilâtünben · ga · nî · yim— ⏑ — —
Fâilâtünsan · ma · kol · maz— ⏑ — —
Fâilâtünher · ku · lun · nok— ⏑ — —
Fâilünsâ · nı · var— ⏑ —

Ulama: sanmak‿olmaz

13Ey Rauf, keşfin ne söyler? Dînle tart, sor, sonra al.

Fâilâtüney · ra · ûf · keş— ⏑ — —
Fâilâtünfin · ne · söy · ler— ⏑ — —
Fâilâtündîn · le · tart · sor— ⏑ — —
Fâilünson · ra · al— ⏑ —

14Ehl-i sünnet rehber olsun; kalbe bir dermânı var.

Fâilâtüneh · li · sün · net— ⏑ — —
Fâilâtünreh · be · rol · sun— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · bir · der— ⏑ — —
Fâilünmâ · nı · var— ⏑ —

Ulama: rehber‿olsun

KELİMELERKüçük sözlük 5
ganî
muhtaç olmayan
fakîr
muhtaç
irfân
derin bilgi ve kalbî idrak
bühtân
asılsız isnat, iftira
halk
yaratma; âlem-i halk, yaratılışın maddî yönü
MANAMektupla bağı ve kaynak

Geçici hâllerden kalıcı kulluğa; Yaratan–yaratılan ayrımı.

“İş yapan çok; halk eden Hak” ifadesi, yaratılmışların fiilleriyle yaratmayı birbirine karıştırmamayı amaçlar. Fenâ, kişinin Allah olması veya O’nunla birleşmesi şeklinde yorumlanmaz.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 30. mektup; s. 49. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç