Beyit Defteri.RAUF ENÇ
Mektûbât’tan Gazeller
I. CİLT · 31. MEKTUP7 BEYİT

Ayna, Asıl Değildir

R.Rauf EnçDüzeltilmiş nüsha
VEZİN

Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —

Kafiye -ân · Redif değil

Yazı boyutu

Her nakış bir şâhid olsun; gösteren, cânân değil.

Câmda gördün çehre, lâkin resme sığmış cân değil.

Bir kitâbın harfi, sesler, fikri göstermez mi hiç?

Harf ü ses mânâya açmış bir geçit; irfân değil.

Şekle girmez, yerde durmaz; Zât'a had çizmek niçin?

Hakk'a gizlenmez bir âlem; böyle söz bühtân değil.

Bir velînin vecdi taşmış; hor görüp taş atma sen;

Hürmet etmek başka şeydir; doğru söz noksân değil.

Keşf ü ilhâm, kalbe doğmuş bir haberdir; tartılır.

Her haber herkes için bir dîn kuran fermân değil.

Müctehidden hükmü öğren; farklıdır keşfin yeri.

Vehmi düstûr eyleyen göz, hak için mîzân değil.

Ey Rauf, gördüklerin hep bir işâret; durma sen.

Dünkü zannından dönersen, bir dönüş hüsrân değil.

Rauf
AHENKTef‘ileleri göster

⏑ kısa   — uzun   ‿ ulama

01Her nakış bir şâhid olsun; gösteren, cânân değil.

Fâilâtünher · na · kış · bir— ⏑ — —
Fâilâtünşâ · hi · dol · sun— ⏑ — —
Fâilâtüngös · te · ren · câ— ⏑ — —
Fâilünnân · de · ğil— ⏑ —

Ulama: şâhid‿olsun

02Câmda gördün çehre, lâkin resme sığmış cân değil.

Fâilâtüncâm · da · gör · dün— ⏑ — —
Fâilâtünçeh · re · lâ · kin— ⏑ — —
Fâilâtünres · me · sığ · mış— ⏑ — —
Fâilüncân · de · ğil— ⏑ —

03Bir kitâbın harfi, sesler, fikri göstermez mi hiç?

Fâilâtünbir · ki · tâ · bın— ⏑ — —
Fâilâtünhar · fi · ses · ler— ⏑ — —
Fâilâtünfik · ri · gös · ter— ⏑ — —
Fâilünmez · mi · hiç— ⏑ —

04Harf ü ses mânâya açmış bir geçit; irfân değil.

Fâilâtünharf · ü · ses · mâ— ⏑ — —
Fâilâtünnâ · ya · aç · mış— ⏑ — —
Fâilâtünbir · ge · çit · ir— ⏑ — —
Fâilünfân · de · ğil— ⏑ —

05Şekle girmez, yerde durmaz; Zât'a had çizmek niçin?

Fâilâtünşek · le · gir · mez— ⏑ — —
Fâilâtünyer · de · dur · maz— ⏑ — —
Fâilâtünzâ · ta · had · çiz— ⏑ — —
Fâilünmek · ni · çin— ⏑ —

06Hakk'a gizlenmez bir âlem; böyle söz bühtân değil.

Fâilâtünhak · ka · giz · len— ⏑ — —
Fâilâtünmez · bi · râ · lem— ⏑ — —
Fâilâtünböy · le · söz · büh— ⏑ — —
Fâilüntân · de · ğil— ⏑ —

Ulama: bir‿âlem

07Bir velînin vecdi taşmış; hor görüp taş atma sen;

Fâilâtünbir · ve · lî · nin— ⏑ — —
Fâilâtünvec · di · taş · mış— ⏑ — —
Fâilâtünhor · gö · rüp · taş— ⏑ — —
Fâilünat · ma · sen— ⏑ —

08Hürmet etmek başka şeydir; doğru söz noksân değil.

Fâilâtünhür · me · tet · mek— ⏑ — —
Fâilâtünbaş · ka · şey · dir— ⏑ — —
Fâilâtündoğ · ru · söz · nok— ⏑ — —
Fâilünsân · de · ğil— ⏑ —

Ulama: Hürmet‿etmek

09Keşf ü ilhâm, kalbe doğmuş bir haberdir; tartılır.

Fâilâtünkeşf · ü · il · hâm— ⏑ — —
Fâilâtünkal · be · doğ · muş— ⏑ — —
Fâilâtünbir · ha · ber · dir— ⏑ — —
Fâilüntar · tı · lır— ⏑ —

10Her haber herkes için bir dîn kuran fermân değil.

Fâilâtünher · ha · ber · her— ⏑ — —
Fâilâtünkes · i · çin · bir— ⏑ — —
Fâilâtündîn · ku · ran · fer— ⏑ — —
Fâilünmân · de · ğil— ⏑ —

11Müctehidden hükmü öğren; farklıdır keşfin yeri.

Fâilâtünmüc · te · hid · den— ⏑ — —
Fâilâtünhük · mü · öğ · ren— ⏑ — —
Fâilâtünfark · lı · dır · keş— ⏑ — —
Fâilünfin · ye · ri— ⏑ —

Son açık hece, mısra sonunda uzun.

12Vehmi düstûr eyleyen göz, hak için mîzân değil.

Fâilâtünveh · mi · düs · tûr— ⏑ — —
Fâilâtüney · le · yen · göz— ⏑ — —
Fâilâtünhak · i · çin · mî— ⏑ — —
Fâilünzân · de · ğil— ⏑ —

13Ey Rauf, gördüklerin hep bir işâret; durma sen.

Fâilâtüney · ra · ûf · gör— ⏑ — —
Fâilâtündük · le · rin · hep— ⏑ — —
Fâilâtünbir · i · şâ · ret— ⏑ — —
Fâilündur · ma · sen— ⏑ —

14Dünkü zannından dönersen, bir dönüş hüsrân değil.

Fâilâtündün · kü · zan · nın— ⏑ — —
Fâilâtündan · dö · ner · sen— ⏑ — —
Fâilâtünbir · dö · nüş · hüs— ⏑ — —
Fâilünrân · de · ğil— ⏑ —
KELİMELERKüçük sözlük 12
nakış
işaret, desen
keşf
manevî açılma
ilhâm
kalbe doğan mâna
müctehid
dinî delillerden hüküm çıkarma ehliyetine sahip âlim
vecd
manevî coşku
bühtân
asılsız isnat, iftira
mîzân
ölçü, terazi
irfân
derin bilgi ve kalbî idrak
cânân
sevgili; bazı gazellerde ilâhî muhabbetin mecazı
nân
ekmek
fikr
fikir; klasik tek heceli söyleyiş
hükm
hüküm; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak

İşareti asılla karıştırmamak; keşfi dinle ölçmek.

Ayna ve harf, işaret ile işaret edilen arasındaki ayrımı görünür kılıyor. Bir velîye hürmet, ona nispet edilen her sözü ölçüsüz kabul etmekle özdeş tutulmuyor.

Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 31. mektup; s. 52. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗

Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.

RAUF ENÇ

Beyit Defteri.

Gönül, hayat ve bugünün meseleleri üzerine şiirler. Gazellerin, kısa beyitlerin ve ilk denemelerin bir arada durduğu bir defter.

Şiirlerdeki imza Rauf; defterin yazarı Rauf Enç.

Mektûbât’tan gazeller

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât’ının birinci cildindeki 21–70. mektuplardan hareketle yazılan elli gazelin düzeltilmiş nüshası. Her şiirin yanında kelimeler, mektupla bağı ve kaynak sayfası bulunur.

Okuyuş anahtarı

⏑ kısa · — uzun · ‿ ulama

Kapalı heceler ve aslî uzun ünlülü heceler uzun değerdedir. Mısra sonundaki açık hece de uzun sayılır. Bu nüshada kısa heceyi keyfî uzatarak veya uzun heceyi kısaltarak ölçü elde edilmemiştir; normal ulama yapılan kelimeler her mısranın altında belirtilir.

Rauf mahlası Ra-ûf diye iki hecede okunur. İlm, fikr, zikr, cism, ism gibi klasik kelime biçimleri metindeki yazılışlarıyla okunmalıdır. Aslî uzunluklar (â, î, û) ve ayn işareti (ʿ / ‘) hece ayrımında korunur.

Tef‘ile sınırı kelimeyi bölebilir; bu sınır duraklama emri değildir. Noktalama anlamı gösterir. Ulama işaretli kelime çifti, araya yeni bir ünlü eklenmeden birbirine bağlanır.

Metinler, mektupların nasihatlerinden hareketle yazılmış özgün gazellerdir; İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir. Gösterim, bu nüshada açıkça verilen klasik okuyuşa göredir.

Bir mısra denemesi

Bak şimdi, Rauf; nefsi güzel yönle bugünden.

Şiirler arasındaki konuşmada yazılmış bağımsız mısra.

İlk denemeler

Önceki defterdeki şiirler ve sürümleri kendi koleksiyonları içinde korunmuştur. Hece denemeleri aruzla yazılmış şiirlerden ayrı gösterilir.

Kimyasal adları ve nöronlar şiirin edebî dünyasında yer alıyor; insan davranışını tek bir moleküle indirgeyen bilimsel açıklamalar olarak okunmamalı.

Önceki şiirlerin okuyuş notu: Aruzlu metinlerin okuyuşunda uzun ünlüler ve uygun yerlerde ulama gözetilir; her kelime sınırı birleştirilmez. Yeni şiirlerde “Rauf”, “Ra-uf” diye iki hecedir. “Çiçek aç” redifinde iki kelime arasındaki hece sınırı korunur. “Uyandır”ın 7. mısrasında; “Dönüşsün”ün 2, 5 ve 8. mısralarında imâle notu vardır. İlk taslaklar yeniden düzeltilmiş metinler değildir.

Aruz Atölyesi’ni aç