Ayna, Asıl Değildir
Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
— ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ — — / — ⏑ —
Kafiye -ân · Redif değil
Her nakış bir şâhid olsun; gösteren, cânân değil.
Câmda gördün çehre, lâkin resme sığmış cân değil.
Bir kitâbın harfi, sesler, fikri göstermez mi hiç?
Harf ü ses mânâya açmış bir geçit; irfân değil.
Şekle girmez, yerde durmaz; Zât'a had çizmek niçin?
Hakk'a gizlenmez bir âlem; böyle söz bühtân değil.
Bir velînin vecdi taşmış; hor görüp taş atma sen;
Hürmet etmek başka şeydir; doğru söz noksân değil.
Keşf ü ilhâm, kalbe doğmuş bir haberdir; tartılır.
Her haber herkes için bir dîn kuran fermân değil.
Müctehidden hükmü öğren; farklıdır keşfin yeri.
Vehmi düstûr eyleyen göz, hak için mîzân değil.
Ey Rauf, gördüklerin hep bir işâret; durma sen.
Dünkü zannından dönersen, bir dönüş hüsrân değil.
AHENKTef‘ileleri göster
⏑ kısa — uzun ‿ ulama
01Her nakış bir şâhid olsun; gösteren, cânân değil.
Ulama: şâhid‿olsun
02Câmda gördün çehre, lâkin resme sığmış cân değil.
03Bir kitâbın harfi, sesler, fikri göstermez mi hiç?
04Harf ü ses mânâya açmış bir geçit; irfân değil.
05Şekle girmez, yerde durmaz; Zât'a had çizmek niçin?
06Hakk'a gizlenmez bir âlem; böyle söz bühtân değil.
Ulama: bir‿âlem
07Bir velînin vecdi taşmış; hor görüp taş atma sen;
08Hürmet etmek başka şeydir; doğru söz noksân değil.
Ulama: Hürmet‿etmek
09Keşf ü ilhâm, kalbe doğmuş bir haberdir; tartılır.
10Her haber herkes için bir dîn kuran fermân değil.
11Müctehidden hükmü öğren; farklıdır keşfin yeri.
Son açık hece, mısra sonunda uzun.
12Vehmi düstûr eyleyen göz, hak için mîzân değil.
13Ey Rauf, gördüklerin hep bir işâret; durma sen.
14Dünkü zannından dönersen, bir dönüş hüsrân değil.
KELİMELERKüçük sözlük 12
- nakış
- işaret, desen
- keşf
- manevî açılma
- ilhâm
- kalbe doğan mâna
- müctehid
- dinî delillerden hüküm çıkarma ehliyetine sahip âlim
- vecd
- manevî coşku
- bühtân
- asılsız isnat, iftira
- mîzân
- ölçü, terazi
- irfân
- derin bilgi ve kalbî idrak
- cânân
- sevgili; bazı gazellerde ilâhî muhabbetin mecazı
- nân
- ekmek
- fikr
- fikir; klasik tek heceli söyleyiş
- hükm
- hüküm; klasik tek heceli söyleyiş
MANAMektupla bağı ve kaynak
İşareti asılla karıştırmamak; keşfi dinle ölçmek.
Ayna ve harf, işaret ile işaret edilen arasındaki ayrımı görünür kılıyor. Bir velîye hürmet, ona nispet edilen her sözü ölçüsüz kabul etmekle özdeş tutulmuyor.
Kaynak eşleştirmesi: Hakikat Kitabevi, Mektûbât Tercemesi, I. cilt, 31. mektup; s. 52. İlgili sayfayı aç ↗
Kaynağı aç ↗
Mektûbât’ın nasihatlerinden hareketle yazılmıştır. İmâm-ı Rabbânî’ye ait beyitler veya kelime kelime manzum tercüme değildir.